Tag Archives: Münafık ile ilgili ayetler

Münafıklar ile ilgili Bilgiler: 3

SOHBET 3 - 31 TEMMUZ 2010 KOCAELİ TV

ALTUĞ BERKER: Hocam önemle üstünde durduğunuz bir konu var. Bediüzzaman Hazretleri onu da söylemiş “cereyanı münafıkane.”

ADNAN OKTAR: Çok önemli. Küfür cereyanı demiyor, dinsizlik cereyanı demiyor. Cereyanı münafıkane, münafık. Münafık dünyanın en aşağılık mahlukudur. Münafık daima Müslümanlık adına çıkar ve takva adına çıkar. Peygamber Efendimiz (sav) zamanında 300′e yakın münafık var, 300′ü aşkın. Peygamberimiz (sav)’e karşı içlerinde müthiş bir öfke ve kin duyuyorlardı. Ama bunlarda sarık, cübbe tamam, sakal tamam, her şey tamam. Bir ayet söyle sen münafıklarla ilgili.

OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım; “… Çünkü o ve taraftarları, kendilerinin göremeyeceğiniz yerden sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları inanmayanların dostları kıldık.” (Araf Suresi, 27)

ADNAN OKTAR: Yani şeytan her yerde var, onu diyor Cenab-ı Allah. Her yerde Müslümanları izler. Onun için Müslüman pervasız olmayacak, temkinli ve dikkatli bir üslup kullanacak. Yerin kulağı vardır derler ya, şeytanın adamları da her yerdedir diyor Cenab-ı Allah, dikkatli olun diyor.

OKTAR BABUNA: “İşte orada iman edenler sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı. Hani münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah ve Resulü bize boş bir aldanıştan başka bir şey vaat etmedi diyorlardı.” (Ahzab Suresi, 11-12)

ADNAN OKTAR: Şimdi münafıkların ana vasfı budur. Hz. Mehdi (as)’da da böyle olacaktır, diyecekler ki, “kardeşim bu kişi çıktı, Mehdi’lik hüsnüzannımız vardı, yıllardan beri faaliyet yapıyor, hani Mehdi’ydi? bu” diyecekler. “Anlamıyor musunuz, işte bak boş yere ömrünüzü, gençliğinizi tükettiniz. Dağılın artık..” diyecekler. “Uyuz domuzlar sizi bekliyor. Can çekişen domuzlar.” Sinek gibi, kendileri kurt olmuş, sinek olmuş onların üzerine konup kan emiyorlar ya, “buyurun” diyorlar. Domuzun kanını emmek için davet ediyor. Müslüman ne diyor? “Ben öyle iğrenç pisliklerden, bayağı tiksinirim arkadaşım” diyor. “Sen burada o domuzun kanını emmeye devam et, ahirette de onun pisliğini ve kanını emmeye devam edeceksin” der, değil mi Müslüman. “Ben” diyor, “Allah yolunda, Kuran’ın emriyle sonuna kadar mücadele ederim.”

Okumaya devam et

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Münafıklar ile ilgili Bilgiler: 4

SOHBET 4 - 1 AĞUSTOS 2010 HARUNYAHYA.TV

ADNAN OKTAR: Her anlattımızda Kuran’ın bir sırrını biraz daha detaylandırıyoruz. Biraz daha derinliğini açıyoruz. Her anlattığımızda yeni, yeni Cenab-ı Allah hikmetler bahşediyor… Mesela Müslüman alimler münafıkları anlatırlar. Ben çocukluğumdan beri duyarım, ama kısa anlatılır. Böyle çok flu bir tehlikeymiş, insanların çok nadir karşılaşacağı bir olaymış gibi. Şeytandan da çok az bahsedilir. Münafıktan da çok az bahsedilir. Sanki ender, nadiren karşılaşılıyormuş gibi. Olsa bile bir kaç klasik tavrı vardır. Hemen konu hallolur gibi. Öyle değil, münafığın detaylarını Allah yüzlerce ayetle vermiş. Yüzlerce ayet ne demek, çok önemli demektir. Ve bakın Peygamber (sav) peygamber olduğu halde münafığı bilemiyor. Allah vahiy ile bildiriyor. Yani çok şeytani bir mahluktur. Çok detay çalışır. Şeytanın ilkasıyla, kendi zekasıyla değil. Münafık normalde akılsızdır. Şeytanın emrine girmiş bir robottur. O yüzden tehlikelidir. Şeytanın zekasını kullanır. Yoksa münafık kendi aklını kullanmaz. Münafık klasik akılsızdır. “Kof kütük gibidir” diyor Cenab-ı Allah. Kütük, yani bildiğin kütük, ama o kütüğü şeytan kullanır. Onu konuşturur, ona birşey yaptırır, onu çeşitli yollara sevkeder. Bir kere münafığın mutlaka Müslümana ihtiyacı vardır. Kafirin Müslümana ihtiyacı yoktur. Ama münafığın Müslümana ihtiyacı vardır. Onun için münafık hem Müslümanların dağılmasını ister hem dağılmasını istemez. Çünkü dağıldığında münafık olmamış olur o. Yani düz kafir hükmüne girmiş olmuş oluyor. Onun olması için fıtraten ruhunda o sürekli hem İslam cemaatinin yıkılmasını, Müslümanların dağılmasını ister. Hem de muhafaza olmasını ister. Kuran’a dikkatlice baktığımızda, detaylıca incelediğimizde münafığın ana derdinin kendi çıkarları ile ilgili konularda yoğun faaliyet yapmak olduğunu görürüz. Mesela münafığın İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti ile ilgili bir konusu yoktur. Evet, bakın temel vasıflarındandır münafığın. Bu konuyu işlemez. Bu konuda bir anlatımı yoktur. Olsa da usulen yapar. Yani sırf gösteriş olsun, sükse olsun. Çünkü münafığın ihtiyacı olan bir konu vardır. Kendini Müslüman gibi göstermeye ihtiyacı vardır. Müslüman gibi göstertmek için de çok nadiren de olsa, ağız ucuyla İslam ahlakının dünya hakimiyetini istiyormuş gibi yapar, ama istemez. Çünkü onun sistemini (manen)?öldürür. Münafığı (manevi olarak) öldürecek bir sistemdir. Bunu içgüdüyle bilir ve dolayısıyla Mehdiyeti, İslam ahlakının dünya hakimiyetini asla istemez münafık. Münafık neyin peşindedir biliyor musun, kendine göre kaptırdığı malının, kaptırdığı aşiretinin, kaptırdığı imkanların yani onları kurtarmanın bir yoluna girer. Önce ilk verirken akılsız olduğu için, istemeye istemeye verir. Mesela malını verir, imkanlarını verir, ama istemeyerek. İstemeyerek namaz kılar. İstemeyerek itaat eder. İstemeyerek her türlü imkanı sağlar. Ama ona iç acısıdır müthiş bir ızdırap verir, çok acı verir. Artık o öyle dayanılmaz hale gelir ki, birden feveran eder ve Müslüman cemaatten ayrılır. Ayrıldıktan sonra dışarıdan haberleri izlemeye başlar. Yani münafığın iblis ruhu gittikçe doz arttırır. Bakın, başta itaat görüntüsünde gelir. Sinsidir, gizler kendini, verem mikrobu gibi gizler. Sonra yavaş yavaş kendini hisettirirmeye başlar, o huzursuzluk tedirginlikle. Sonra eylemlerine başlar. Sonra ayrılma bölümü vardır. Orada da gittikçe dozajı artan tarzda. Şeytanlığı ve iblisliği artmaya başlar. Kuran’a bakın görürsünüz. Yükselir, yükselir, yükselir had safhada ondan sonra boğulur. Yani o şeytan onu artık boğar. Bütün nefsi bedeni artık şeytan kesildiği için iptal olur. Akli dengesini kaybeder. Artık felç olur.

Bu aşamaları Kuran’dan çok detaylı anlatarak güzel bir eser hazırlıyorum. “Kuran’da münafık.” Var bizde, ama çok psikolojik analiz yapılarak değil, yani doğrudan aktarım tarzında. Biz şimdi psikolojik analizi de yapacağız, yani yaşanan hayatta, Resullullah (sav) zamanı, Hz. Mehdi (as) devri daha önceki dönemler, değil mi? Ve buna karşı Müslümanların nasıl tavır alması gerektiği konusu üstünde kapsamlı olarak hazırlıyorum.

Okumaya devam et

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Münafıklar ile ilgili Bilgiler: 6

SOHBET 6
2 AĞUSTOS 2010 ADIYAMAN ASU TV

TARKAN YAVAŞ: Allah’ın anılmasından çok rahatsız olurlar. Ama dikkat çekmemek için dillerinin ucuyla Allah’ı anarlar. Böyle, haşa, Allah’ı sırf anmış olmak için Allah’ın adını zikrediyorlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Hayır Müslümanlara öyle göstertmek için. Çünkü direk dinsizim dese, zaten konuşacak hiç bir şey kalmaz. Müslümana saldırabilmesi için, bir şey söyleyebilmesi için önce takva olma iddiasında olacak ki Müslümana saldırsın münafık. Münafığın kendi üstüne oluşturduğu bir kılıf o. Bir görünüm.Yani dışını böyle ayetle, hadisle kapatır münafık, anlaşılmaması için. Nasıl mesela AIDS virüsü, tanınmamak için ne yapıyor, özel bir proteinle kendini sarıyor, hücreye giriyor. Şimdi haşa benzetmek gibi olmasın, Kuran’ı tenzih ederim, münafık da kendini Kuran’la sarar, hadisle sarar, belli etmemeye çalışır ki Müslümanla çatışabilsin. Çünkü öbür türlü Müslümanın karşısına geldiğinde Müslüman der ki, “sen zaten dinsiz kafirsin, açıkça söylüyorsun, ne konuşacaksın benimle” der. Ama münafıkla karşı karşıya geldiğinde, şimdi normal bir Müslüman gibi de gelmez münafık. O zaman der ki Müslümana, “sen de normal bir Müslümansın ben de bir Müslümanım”, o zaman konuşacağı bir şey olmadığını da düşünebilir, fazla iddialı olmaz. Münafık çok iddialı ortaya çıkar. Yani en akıllı, evliya, en iyi bilen, her şeyi çok iyi kavrayan, hatta o kadar yukarı çıkar ki Peygamber (sav)’den de kendini üstün görür, ama asıl dünyasında kendini haşa Allah’tan üstün görür. Allah’tan daha merhametli, daha akıllı, daha doğru düşünen olarak görür. Gerçek dünyası budur münafığın. Bütün münafıklarda bakın, hepsi akıldane ve çok bilmiştirler, hepsi. Bir düşünün, tarihe bakın, tamamı aşırı bilmiştir. Her şeyi çok doğru bildikleri kanaatindedirler. Doğru teşhis koyduğu, doğru anladığı kanaatindedir. Ve dini de en iyi anlayan iddiasındadır. Yani Kuran’a tam hakim olduğu iddiasındadır münafıklar. Asr-ı Saadet’te Resulullah (sav) zamanında, Dırar mescidinin münafıkları hep alimdi, kendilerine göre, kendi kafalarına göre. Yani Kuran’ı en iyi bilen iddiasındaydılar. Peygamberimiz (sav)’e Kuran’ı öğretmeye kalkıyorlardı, haşa. Sahabelere Kuran’ı öğretmeye kalkıyorlardı haşa. Acayip ukala, züppe, üst perdeden, itaate gelmeyen, azgın, şeytan ve iblis karakterliydiler. Yani şeytanın insan modeli. Şeytan tam tipik bir münafıktır. Bakın ilk baktığınızda, şeytana bakıyoruz. Müslümanlarla birlikte yaşıyor önce cennette, dikkat edin, safhalara dikkat edin. Sonra bilmişliği ortaya çıkıyor, münafık karakteri olduğu için bilmiş, diyor ki “size sonsuzluk ağacını ve sonsuz olmayı, sonsuz mülkü size öğreteceğim” diyor, yani haşa Allah’tan üstün olduğunu, Allah’tan ayrı bir bilgiye sahip olduğunu ve onlardan da ayrı bir bilgiye sahip olduğunu iddia ediyor, çok bilmiş.

Okumaya devam et

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Münafıklar ile ilgili Yazılar: 8

SOHBET 8 - 4 AĞUSTOS 2010 HARUNYAHYA.TV

OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım, “Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Mücadele Suresi, 19)

ADNAN OKTAR: Diyor ki Cenab-ı Allah, Sad Suresi, 75 “(Allah) Dedi ki: “Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi?” Münafıklarda ortak hastalık büyüklenmedir. Hepsine bakın, acayip enaniyetli ve akıllarını çok beğenirler. Derinde ciddi anlamda akılsızdırlar. Çünkü bir insanın kafir olması için kafir olması, ama münafık olması için manyak olması gerekiyor. Münafıklar manyaktır. “Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?” Ne kadar büyüklenme istiyor biliyor musun? Allah’tan, haşa, daha büyük olmak istiyor. Münafığın özelliği budur. Şeytanın da özelliği budur. “Dedi ki: “Ben ondan daha hayırlıyım.” Hep münafıkların ortak özelliği; “ben daha iyi bilirim, ben daha güzel konuşurum, ben daha hayırlıyım, Peygamber (sav)’den doğruyum, Hz. Mehdi (as)’dan daha doğru hareket ederim, hepsinden daha iyiyim” derler. “Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” Tam münafık ahmaklığı. Görüyor musun deliliği? Çamuru yaratan da Allah, ateşi yaratan da Allah. Bunu düşünemeyecek kadar akılsız.

“Ve dediler ki: “Bu Kur’an, iki şehirden birinin büyük bir adamına indirilmeli değil miydi?” (Zuhruf Suresi, 31). Bak bu yine münafık kafası. İlla ki bir büyüklük olacak, azamet olacak. Onlar etikete de çok önem verir, münafıklar. Profesör olması, zengin olması, işadamı olması, şu olması, bu olması münafık için çok hayatidir. Halbuki bunlar dünya hayatında gelip geçici makamlar. Mezara kondun mu, profesör de, amele de, işçi de hepsi aynı oluyor.

Okumaya devam et

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Münafıklar ile ilgili Yazılar: 12

SOHBET 12 - 10 AĞUSTOS 2010 GAZİANTEP OLAY TV ve ÇAY TV

ADNAN OKTAR: Kuran’da Cenab-ı Allah ne diyor? Nahl Suresinin 116. ayetinde: “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin…” Bakın münafıkların ana özelliğidir. Bol bol helal, haramlar çıkartırlar. Biri bir şey söyler, “şu haramdır” der, “şu helal”, kaynak? Yok. Kendi kafası, mantığı. “Benim mantığıma göre böyle olması gerekiyor” der. Münafıkların bu özelliğine karşı da insanları da uyarmamız gerekiyor. “… Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.” Münafığın özelliği sürekli yalan uydurmasıdır Allah’a karşı. Maide Suresinin 87. ayetinde, “Ey iman edenler, Allah’ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın…” Güzel bir şey mesela, hakikaten hoş, adam haram diyor, bitti. Neye göre haram? “Benim kafama göre haram” diyor. Uydurmaya göre haram. Bakın Allah ne diyor, “… Allah’ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.” Yani “Kuran ahlakının dışında hareket etmeyin” diyor Cenab-ı Allah. Enam Suresinin 119. ayetinde, “Ne oluyor ki size, kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalmanız dışında, O, size haram kıldıklarını ayrı ayrı açıklamışken…” Yani “şu, şu, şu, şunlar haram” demişken. “… üzerinde Allah’ın ismi anılan şeyleri yemiyorsunuz? …”Yiyeceklerde de, “bu da yenmez” diyor. “Niye?” diyorsun. “Haram” diyor. “Peki şu?” “O da haram. Bu, şu da haram.” Allah buna dikkat çekiyor. “… üzerinde Allah’ın ismi anılan şeyleri yemiyorsunuz?..” diyor Allah. “… Gerçekten çoğu, bir ilim olmaksızın …” Bak, bir ilim olmaksızın, kaynakları olmaksızın,“… kendi heva (istek ve tutku)larıyla (kimilerini) saptırıyorlar…” Yani, sürekli haram üretiyorlar, sürekli yasak çıkarıyorlar. “… Şüphesiz, senin Rabbin haddi aşanları en iyi bilendir.” Münafıkların, müşriklerin helal, haram üretme yöntemlerinden birini daha gösteriyor Kuran. Enam Suresi 138. ayette, “Ve kendi zanlarınca dediler ki…” bak zan, kendi kafalarınca. “… Bu hayvanlar…” “Şu, şu, şu gördüğünüz hayvanlar” “… ve ekinler dokunulmazdır…”Haram. “… Onları bizim dilediklerimiz dışında başkası yiyemez…” Mesela diyor ki, “… (Şu) Hayvanların da sırtları haram kılınmıştır…” Uyduruyor.“… Öyle hayvanlar vardır ki, -O’na iftira etmek suretiyle- üzerlerinde Allah’ın ismini anmazlar. Yalan yere iftira düzmekte olduklarından dolayı O, cezalarını verecektir.” Münafıkların en hoşlandığı şeylerden biri de haram üretmektir, yasak üretmektir. Şu haram, şu yasak, şu haram, şu yasak, sürekli yasak üretirler. Amaç orada İslam’ı içinden çıkılamaz hale getirmek haşa. Ve yaşanmaz hale getirmek. Ve kendi hallerine çevirmek Müslümanları da. İnanan, samimi Müslümanları da kendileri gibi yapmak, dertleri odur. Bakara Suresinin 246. ayetinde: “Musa’dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi?…” Yani yöneticilerini görmedin mi? “… Hani, peygamberlerinden birine: “Bize bir melik gönder..” yani idareci, bir Mehdi gönder de, “… Allah yolunda savaşalım” demişlerdi, O: “Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?…” Yani “mücadele yapmayacak, tebliğe çıkmayacak, İslam’ı yaymayacak olursanız, tembellik ederseniz, kaçarsanız” diyor. Onlar da diyorlar ki: “… Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık.)” demişlerdi…” “Tabi ki mücadele ederiz” diyor, “tabi ki tebliğ yaparız.” “… Ama onlara savaş yazıldığı (öngörüldüğü) zaman…” Tebliğ, dini yayma öngörüldüğü zaman “… az bir kısmı hariç yüz çevirdiler…” Münafıkların özelliği. “Hadi bize müsaade” diyorlar. Ama bunlara, “yemek, içmek var, fitne var, Kuran’ın hükümlerini yasak yapacağız. Ne diyorsun?” desen koşarak gelir. “Müslümanların neşesini kaçıracak, şevkini kaçıracak bir şey yapmak istiyoruz. Ne diyorsun?” deseler hemen koşarak gelir. Ama bak böyle şeylerde önce çok müthiş mücahit havasında. İşte, “şöyle de yaparım, böyle de yaparım”. Ama iş kesin kararlılık gösterttiğinde hemen uyuz domuzların arasına dalıyor. Ve gidiyor onlara kene gibi yapışıyor. Mesela Bakara Suresinin 249. ayetinde, “…Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: “Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tadmazsa bendendir…”Yani “bir avuç su içerseniz” diyor, “benimle gelin” diyor. “Ama bunu yapmayanlar benimle gelmesinler” diyor. “… Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti…” Şimdi bir insanın kalbinde münafıklık, hastalık olunca ne diyor, “ya” diyor “Allah’ın helal kıldığı suyu sen bana nasıl yasaklarsın?” Halbuki kumandan değil mi, onun sözünü tutması gerekiyor. Emir sahibi. “Sen bana karışamazsın” diyor. Şeytani kafa var ya, dikbaşlılık, burnunun doğrultusuna gidecek. “Yok karışamazsın” diyor. Bak diyor ki, hepsi sudan içti. “… (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle…” Ki bunlar 313 kişidir. Aynı Hz. Mehdi (as) talebeleri sayısındadır. Hadislerde de belirtilmiştir bu. “… O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): “Bugün bizim Calut’a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok” dediler…” Zaten kaçacak yer arıyorlar. “Biz” diyorlar, “tebliğe, mücadeleye gelmiyoruz”. “… (O zaman) Muhakkak Allah’a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler…” Yani, ahir zamana bakan yönüyle, gerçekten iman eden Hz. Mehdi (as) talebeleri“…”Nice küçük topluluk…” Ki 313 kişi. “Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah’ın izniyle galib gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.” Bu doğrudan Hz. Mehdi (as) talebelerine bakan bir ayettir. Ebcedi de zaten Hz. Mehdi (as) devrini veriyor. Münafıkların da o küstah, dikbaşlı, itaatsiz tavrının ne kadar anormal olduğunu Allah anlatıyor.

Okumaya devam et

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.