Tag Archives: Münafık hakkında sohbetler

Münafıklar ile ilgili Bilgiler: 5

SOHBET 5
1 AĞUSTOS 2010 HARUNYAHYA.TV

OKTAR BABUNA: Münafıklardan bahsetmiştiniz. Allah yolunda mallarını harcamaktan şiddetle kaçınıyorlar. Bu yönde ayetler var Hocam inşaAllah Kuran’da.

ADNAN OKTAR: Kaptırdığı malını da geri almanın peşinde oluyorlar. Münafığa en çok koyan odur. Ayette var “istemeye istemeye verirler” diye belirtiyor. Acayip ızdırap duyuyor. Ciğeri sökülüyor, eti sökülüyor adeta.

OKTAR BABUNA: Dediğiniz gibi dinle, imanla hiç alakaları kalmıyor. Yani İslam Birliği’nin oluşması, Darwinizm, materyalizm, hiç böyle çalışmaları olmuyor.

ADNAN OKTAR: Evet, münafık diyorsun, adam anlatır mı? O zaman Hz. Mehdi (as)’ın askeri olmuş oluyor. Sen neden bahsediyorsun, olur mu? Münafık bir kişiye bile İslam’ı öğretse Hz. Mehdi (as)’a asker yetiştirmiş olur. Hz. Mehdi (as) nefreti olacağına göre asla bunu yapamaz. O sadece, malının, mülkünün, aşiretinin kurtarılmasının peşinde olur. Ama Cenab-ı Allah diyor ki “bir sıhhiyet bağı yoktur” diyor yani “küfr içinde olan, münafık olan zaten sizin ailenizden değildir” diyor. Münafık bunu anlamaz, o yüzden mezarı ziyarete gidiyor, mezara gidiyor daha hala orada mezardaki babasına kadar gider. Ya da dedesine, atasına kadar gider. Münafığın düz mantığı vardır. Şeytani, iblisani düz mantığı vardır. O Müslümanlara gelen nimetin nasıl durdurulacağının peşindedir ve Müslümanların zenginliği çok ızdırap verir. Onun için Cenab-ı Allah Hz. Süleyman (as)’a muazzam bir ihtişam verdi, Hz. Zülkarneyn (as)’a da verdi ve Hz. Mehdi (as)’a bütün dünyayı vereceğim diyor, bütün dünyayı ve münafıkları perişan edecek Allah. Dedesi Hz. Süleyman (as)’ın mescidini de yapacak, münafıklar defalarca yıktı kafirler. Yeniden tanzim edecek inşaAllah.

Okumaya devam et

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Münafıklar ile ilgili Bilgiler: 6

SOHBET 6
2 AĞUSTOS 2010 ADIYAMAN ASU TV

TARKAN YAVAŞ: Allah’ın anılmasından çok rahatsız olurlar. Ama dikkat çekmemek için dillerinin ucuyla Allah’ı anarlar. Böyle, haşa, Allah’ı sırf anmış olmak için Allah’ın adını zikrediyorlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Hayır Müslümanlara öyle göstertmek için. Çünkü direk dinsizim dese, zaten konuşacak hiç bir şey kalmaz. Müslümana saldırabilmesi için, bir şey söyleyebilmesi için önce takva olma iddiasında olacak ki Müslümana saldırsın münafık. Münafığın kendi üstüne oluşturduğu bir kılıf o. Bir görünüm.Yani dışını böyle ayetle, hadisle kapatır münafık, anlaşılmaması için. Nasıl mesela AIDS virüsü, tanınmamak için ne yapıyor, özel bir proteinle kendini sarıyor, hücreye giriyor. Şimdi haşa benzetmek gibi olmasın, Kuran’ı tenzih ederim, münafık da kendini Kuran’la sarar, hadisle sarar, belli etmemeye çalışır ki Müslümanla çatışabilsin. Çünkü öbür türlü Müslümanın karşısına geldiğinde Müslüman der ki, “sen zaten dinsiz kafirsin, açıkça söylüyorsun, ne konuşacaksın benimle” der. Ama münafıkla karşı karşıya geldiğinde, şimdi normal bir Müslüman gibi de gelmez münafık. O zaman der ki Müslümana, “sen de normal bir Müslümansın ben de bir Müslümanım”, o zaman konuşacağı bir şey olmadığını da düşünebilir, fazla iddialı olmaz. Münafık çok iddialı ortaya çıkar. Yani en akıllı, evliya, en iyi bilen, her şeyi çok iyi kavrayan, hatta o kadar yukarı çıkar ki Peygamber (sav)’den de kendini üstün görür, ama asıl dünyasında kendini haşa Allah’tan üstün görür. Allah’tan daha merhametli, daha akıllı, daha doğru düşünen olarak görür. Gerçek dünyası budur münafığın. Bütün münafıklarda bakın, hepsi akıldane ve çok bilmiştirler, hepsi. Bir düşünün, tarihe bakın, tamamı aşırı bilmiştir. Her şeyi çok doğru bildikleri kanaatindedirler. Doğru teşhis koyduğu, doğru anladığı kanaatindedir. Ve dini de en iyi anlayan iddiasındadır. Yani Kuran’a tam hakim olduğu iddiasındadır münafıklar. Asr-ı Saadet’te Resulullah (sav) zamanında, Dırar mescidinin münafıkları hep alimdi, kendilerine göre, kendi kafalarına göre. Yani Kuran’ı en iyi bilen iddiasındaydılar. Peygamberimiz (sav)’e Kuran’ı öğretmeye kalkıyorlardı, haşa. Sahabelere Kuran’ı öğretmeye kalkıyorlardı haşa. Acayip ukala, züppe, üst perdeden, itaate gelmeyen, azgın, şeytan ve iblis karakterliydiler. Yani şeytanın insan modeli. Şeytan tam tipik bir münafıktır. Bakın ilk baktığınızda, şeytana bakıyoruz. Müslümanlarla birlikte yaşıyor önce cennette, dikkat edin, safhalara dikkat edin. Sonra bilmişliği ortaya çıkıyor, münafık karakteri olduğu için bilmiş, diyor ki “size sonsuzluk ağacını ve sonsuz olmayı, sonsuz mülkü size öğreteceğim” diyor, yani haşa Allah’tan üstün olduğunu, Allah’tan ayrı bir bilgiye sahip olduğunu ve onlardan da ayrı bir bilgiye sahip olduğunu iddia ediyor, çok bilmiş.

Okumaya devam et

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Münafıklar ile ilgili Yazılar: 8

SOHBET 8 - 4 AĞUSTOS 2010 HARUNYAHYA.TV

OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım, “Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Mücadele Suresi, 19)

ADNAN OKTAR: Diyor ki Cenab-ı Allah, Sad Suresi, 75 “(Allah) Dedi ki: “Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi?” Münafıklarda ortak hastalık büyüklenmedir. Hepsine bakın, acayip enaniyetli ve akıllarını çok beğenirler. Derinde ciddi anlamda akılsızdırlar. Çünkü bir insanın kafir olması için kafir olması, ama münafık olması için manyak olması gerekiyor. Münafıklar manyaktır. “Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?” Ne kadar büyüklenme istiyor biliyor musun? Allah’tan, haşa, daha büyük olmak istiyor. Münafığın özelliği budur. Şeytanın da özelliği budur. “Dedi ki: “Ben ondan daha hayırlıyım.” Hep münafıkların ortak özelliği; “ben daha iyi bilirim, ben daha güzel konuşurum, ben daha hayırlıyım, Peygamber (sav)’den doğruyum, Hz. Mehdi (as)’dan daha doğru hareket ederim, hepsinden daha iyiyim” derler. “Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” Tam münafık ahmaklığı. Görüyor musun deliliği? Çamuru yaratan da Allah, ateşi yaratan da Allah. Bunu düşünemeyecek kadar akılsız.

“Ve dediler ki: “Bu Kur’an, iki şehirden birinin büyük bir adamına indirilmeli değil miydi?” (Zuhruf Suresi, 31). Bak bu yine münafık kafası. İlla ki bir büyüklük olacak, azamet olacak. Onlar etikete de çok önem verir, münafıklar. Profesör olması, zengin olması, işadamı olması, şu olması, bu olması münafık için çok hayatidir. Halbuki bunlar dünya hayatında gelip geçici makamlar. Mezara kondun mu, profesör de, amele de, işçi de hepsi aynı oluyor.

Okumaya devam et

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Münafıklar ile ilgili Sohbetler: 16

SOHBET 16 - 13 AĞUSTOS 2010 HARUNYAHYA.TV

OKTAR BABUNA: “(Münafıklar) Onlara seslenirler: “Biz sizlerle birlikte değil miydik?” Derler ki: “Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz, (Allah’a ve İslam’a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp-aldattı. Sonunda Allah’ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak, hatta masumca sizden görünerek) aldatmış oldu.” (Hadid Suresi, 14)

“(Münafıklar) Onlara seslenirler: “Biz sizlerle birlikte değil miydik?”…

ADNAN OKTAR: Şimdi münafıklar ahirete gittiklerinde, bir kısım bilgiyi unutuyorlar. Hakikaten Müslümanlarla birlikte oldukları bir dönem var. Ama Müslümanlara karşı yaptıkları savaşı, verdikleri mücadeleyi ve küfürle işbirliklerini bir kenara koyuyorlar. “Sizlerle birlikte değil miydik?” diyorlar. Her münafığın Müslümanlarla belirli bir kontak dönemi vardır. Bağlantı dönemi vardır. Yani onlarla konuşur, birlikte olur, yer, içer. Sezdirmez, böyle sayfa arasına girmiş at sineği gibidir. Farkedilmez o.

OKTAR BABUNA: “… Derler ki: “Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz…”

ADNAN OKTAR: Müminler diyorlar “siz kendinizi fitneye düşürdünüz”, çünkü normalde bir şey yok, fakat kendisi iblis ruhuyla baktığı için, kendi kendini şeytani bir modun içerisine sokuyor. Şeytani bir karakterin içine sokuyor.

Okumaya devam et

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Münafıklar Hakkında Bilgiler: 18

SOHBET 18
17 AĞUSTOS 2010 HARUNYAHYA.TV

ADNAN OKTAR: Küfre karşı şefkat duyacağız, acıyacağız. Adam çünkü açıkça söylüyor. Açık, gizlice bir sinsilik yapmıyor. Ne diyor? Haşa, “ben inanmıyorum” diyor. Hastayım demektir. O, “bana yardım edin” diyor. Yardım edeceğiz. Münafık ne diyor? “Ben evliyayım” diyor. “Senin kendini düzeltmen lazım” diyor. “Ama ben evliyayım” diyor. Çok tehlikeli mahluktur, ki dinsiz olduğu halde. Onun için küfre karşı mutlaka şefkat, kurtarma amacı olacak inşaAllah. Güzel örnek olarak anlatacaksın inşaAllah.

14. surenin 22. ayeti, bakın, “doğrusu” şeytan söylüyor. Münafıkların başı, en gelişmiş münafık. “Doğrusu”, senden doğru çıkmaz. Şeytana inanmayız, güvenmeyiz. Ama burada dediği doğru, mesela şuradaki sözü doğru. “Doğrusu Allah, size gerçek olan vaadi vadetti, ben de size vaatte bulundum, fakat size yalan söyledim”, bak şimdi dürüst gösteriyor kendini görüyor musun? Yani itirafçı ve dürüst adam havasında. Tam münafığın karakteridir bu. Zaman zaman böyle manyaklığı tutar. Zaman zaman da sinsiliği tutar. “Doğrusu Allah, size gerçek olan vadi vadetti, ben de size vaatte bulundum, fakat size yalan söyledim.” İşte bak, böyle şeylerde bazen insanlar münafığın sözüne güvenebiliyorlar. Mesela samimi bazen itiraflarda bulunabilir. Samimi gibi görünen. Orada da oyuna gelmemek lazım, dikkatli olmak lazım. “Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım”, felaketten sonra, adamı batırdıktan sonra görüyor musun? Tam böyle hain, “yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz.” Kabus gibi adam, “siz de bana icabet ettiniz”, doğru söylüyor ama mahvetmiş adamı. “Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın.” Kendini yine kendini temize çıkarıyor. “Beni kınamayın” diyor. Sen değil misin milletin bu hale gelmesine sebep olan? Doğru, o adamın onu yapmaması gerekiyordu, ayrı. Ama, “beni kınamayın” diyor. Kınanmak da istemiyor, enaniyetinden. Halbuki demesi lazım ki, “evet ben de öyleyim, sen de öylesin” demesi gerekiyor, demiyor. “Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim”, sanki ondan öyle bir şey bekleyen varmış gibi, “kurtaracak değilim” diyor. O da yine manyaklığının bir alameti. “Siz de beni kurtaracak değilsiniz.” Zaten onlar da zavallı, belli değil mi? “Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım.” Yani münafık, doğru söylüyor, öyle bir şey tanımıyor, ama münafık karakterinde bu vardır. Gizler, gizler, gizler, gizler, gizler, mahvettikten sonra ortaya çıkar. Yani hedefine ulaştıktan sonra. Hedefine ulaşmadan münafık asla kendini beyan etmiyor, görüyorsunuz. Kendini de mahvedip, Müslümanları da mahvettiğini düşündüğünde, yahut kimse o hedefi, ondan sonra dili çözülüyor. Çünkü artık sahtekarlığın bir anlamı yok onun için. Yine orada da taktik yapıyor, orada da kendini temize çıkartmaya çalışıyor, ayrı mesele. Çünkü o konuda kesin kararlı zaten o, sonsuza kadar kararlı. Münafık da öyledir yani, sonsuza kadar kararlıdır. Yani dürüst olduğuna emin oluyor. “Ben doğruydum” diyor “ama o yanlış yolda, uygulama yanlış” diyor haşa. Yani “insanların uygulamaları, tavırları bana yanlış oldu” diyor. Allah’ın yaptığını da zaten beğenmiyor haşa.

Okumaya devam et

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , ,
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.